Trabzon Trabzon°C
  • 23.11.2015
Mustafa Nuri Sungur

Mustafa Nuri Sungur

Cilvegözü’nden Cerablus’a Güvenli Bölge!

       Sınırlarımızın dibindeki Suriye’de iç savaş sonucu yaşanan acı gelişmelerin en büyük faturasını hiç kuşkusuz Türkiye ödüyor.Ülkemizin Suriye ile alakalı Dünya Devletlerine sunduğu projelerin hepsinde haklı olduğunu bugün daha net bir şekilde görmekteyiz. Eğer zamanında güvenli bölge oluşturulsaydı ne Türkiye ne de diğer dünya ülkeleri bu olumsuz göç dalgalarından etkilenmeyecekti. Aynı şekilde Suriyeli savaş mağdurları da ellerin ülkesinde değil de kendi ülkelerinde oluşturulan güvenli bölgede yaşayacaklar düzenleri bozulmayacaktı. Böylelikle iç savaşın bitmesiyle normal hayata geçiş kolaylaşacak yeni düzen kurulması zaman almayacaktı.

        Ne yazık ki güvenli bölge dahil bölge insanının mağduriyetini giderecek hiçbir adım dünya ülkeleri tarafından atılmadı. Neticesinde bölgeye komşu olan Ülkemiz tarihin verdiği sorumluluğu üstlenerek bölgeye şifa olmaya devam ediyor. Yaşanan son olumsuz gelişmelerde ise bölgedeki hem dini hem de kültürel olarak hak sahibi olduğumuz Türkmen kardeşlerimize yönelik bilinçli kast ile birlikte saldırılar yapılıyor. Bu durumda Ülkemiz sınırlarını Suriye’nin Türkmen Bölgesine doğru genişleterek tarihin kendisine biçtiği görev ve sorumlulukları yerine tam manasıyla yerine getirmeli, Türkmen kardeşlerimizi ‘Kendi Topraklarında’ muhafaza altına almalıdır.

       Rusya’nın Kırım’ı İlhak etmesi ile sonuçlanan gelişmeleri incelediğimizde Türkiye Cumhuriyeti’nin Türkmen bölgesi ve güvenli bölge diye tabir edilen alanın ilhakı için neredeyse bütün şartlar oluşmuştur. Türkiye Bölgeyi ilhak etme gibi bir niyetinin olmadığını açıkça beyan ederek bölge temsilcileri ve halkı ile görüşülerek destekleri açık şekilde alınmalı ve dünya kamuoyuna duyurularak gerekli adımların atılması zarureti ortaya koyulmalıdır. İlk öncelik olarak sınırlarımız Türkmenlerin yaşadıkları bölgelere doğru genişletilerek Türkmen kardeşlerimiz yaşadıkları topraklarda güvence altına alınmalı ve karakolları oluşturularak ortaklaşa sınır güvenliği sağlanmalıdır.

     Gündemde olan Mare-Cerablus Projesi ise; Cilvegözü Sınır kapısından Afrin Bölgesini içine alarak Nubl, Marea, Süleyman şah Türbesini kapsayacak şekilde bölge alanı kontrol altına alınmalı ve diğer unsurlardan temizlenmeli ve bu şekilde daha geniş bir güvenli bölge oluşturulmalıdır. Bu bölgenin koordinatları NATO ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere bütün dünya ülkelerine ilan edilerek olası sözde hata ve kasıtlı saldırıların önüne geçilerek meşru zeminde adımlar atılmalıdır.

     Kontrol altına alınan bölgenin altyapı, güvenlik vb koşulları sağlanarak ikamete uygun hale getirilmelidir. Türkiye’ye göç eden sığınmacılar aşama aşama bölgeye taşınarak kendi güvenlik ve ihtiyaçlarını karşılayacakları şekilde düzen sağlanmalıdır.  Avrupa’da yaşanan olaylar sonrasında sınırlarını sığınmacılara kapatan ülkelerden maddi destekler alınarak güvenli bölgeye yatırım yapılmalıdır.

     Şah Fırat operasyonu için hiçbir merciden izin almayan Türkiye Dünyanın da desteğini alarak bölgede gerekli adımları atmalıdır. Dünya devletleri Suriye’nin geleceğine geçişin Esad’lı mı Esad’sız mı olacak tartışmalarından önce bu adım atılmalıdır. Çünkü neredeyse ülkenin büyük bir kısmı başka ülkelere veya bölgelere göç etmiştir. Bölge insanlarını geri toplamadan hiçbir adım atılamaz. Eğer bölge insanı kendi geleceklerini kendileri belirleyecekse ilk önce ‘Kendi ülkelerinde’ yaşıyor olabilmeleri lazım.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Genç Duyu Medya