Trabzon Trabzon°C
  • 04.04.2016
Mustafa Yolcu

Mustafa Yolcu

Muhacir Olmak 1

Muhacirlik, düşmandan kaçmak için evini barkını, vatanını terk etmektir.

Yaşadığımız Anadolu coğrafyası, muhacirlerle dolu bir coğrafyadır. Aile kökleri araştırıldığında, muhacirlik yaşamayan aile sayısı nadirdir. En büyük muhacirlik hadisesi 93 Harbi, Balkan Harbi, 1. Cihan harbi yıllarında olmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Muhacirler için söylediği şu sözler çok manidardır:

“Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani düşmanla sonuna kadar dövüşenler, çekilen ordunun ri’cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler, kaybedilmiş topraklarımızın milli hatıralarıdır.”

Muhacirliğin ne demek olduğunu ancak muhacirliği yaşayanlar, yaşayanları anlayanlar bilir. Afete maruz kalma, harp sırasın ’da veya muhacirlikte insanlar, zenginken fakir hale gelirler. Sağlıklı iken hasta olur, yakınlarını sevdiklerini kaybederler.

Gittikleri yerin insanlarınca hor görülürler. Yabancı gözü ile bakılırlar. Çocuklarına kız vermek istemezler. Kuru yere ocak yaktıkları için çalışkan olurlar. Yaşamak için taşın suyunu çıkarırlar. Bir süre sonra ev ve mülkleri olur. Kendi yemek, tarım, zanaat kültürlerini bulundukları ortama yayarlar. Bu sebeple ülkemiz, çeşitli kültürün izlerini bıraktığı alan olmuştur.

Sizlerle Bayburt’tan başlayan, muhacirlik hatırasını paylaşacağız. Birçoklarımız kendisini hatırada yaşananların içinde bulacak, muhacirliği onlarla yaşayacaktır.

Muhacirlik-   Bayburt-Manşet

O gün şehirde birileri, çok önemli şeyler diyeceği için, Kale ardının büyükleri de toplanıp şehre indiler. Çarşı meydanında, sehpanın üstüne çıkan rütbeli bir asker; bağıra bağıra haber veriyordu:

— Allah’ını seven; karısını kızını, çoluğunu çocuğunu alsın Bayburt’tan çıksın. Artık Rus’u tutamıyoruz. Altı aydan beri Ruslarla savaşan askerlerimiz; Ruslar karşısında artık tutunamayarak, geri çekiliyorlardı. Büyük ağabeyim Abu zer on iki senelik askerliğini bitirmiş, altı ayın üstüne seferberlik ilan edildiği gibi, küçük ağabeyim Cafer’le beraber tekrar Rus cephesine gönderilmiştiler.

Babam eve geldiğinde, anama toparlanmamızı söyledi. Muhacir çıkıyorduk! Hayvanlarımız dağdan henüz gelmemişlerdi. Danalarımız ise bayırda otluyorlardı. Ogün nasılsa sürüye karışmayan bir inek ve deli tosunumuzu yanımıza aldık. İneğimizin üstüne yarma, bulgur, un, tencere, kap kacak yerleştirdik. Tavuklarımızı evin içerisine toplayıp önlerine, yarma, bulgur döktük. Daha doğrusu götürebileceğimiz kadar gıda maddesini yanımıza aldık, diğerlerini tavukların önüne koyduk. Büyükçe de kaplara su doldurup içerisine taş koyduk, bizden sonra hayvanlarımız aç susuz kalmasınlar diye. Diğer hayvanlarımız ve eşyalarımız kalıyordu. Teciri, tereği düzülü evimize son kez doya doya baktık. Belki de bir daha göremeyecektik.

Anamla babam sırtlarına yorgan yastık, götüre bileceği eşyalardan şelek yapmışlardı. Benim sırtıma da bir yorganla bir yastık verdiler. Topu topu iki yorgan iki yastık almıştık.

Komşularımızdan Ağa Efendilerin öküz arabaları vardı. Birde Halil Efendinin babası Çavuş emi vardı, onlarında iki öküz arabaları vardı, bizim eşyalardan birazda Çavuş emmigilin arabasına koyduk.

Kale ardı olarak; biz, emmim Yakup Efendi, Çavuş emmigil, Ağa efendiğil, Kör Ağagil birde hatırlayabildiğim kadarıyla dul bir kadın vardı. Evin anahtarını da kapının önündeki kaldırım taşının altına koyduk. Küçük kardeşim Nuriye yi Çavuş emiğilin arabaya oturtturduk. Ablam Rukiye’yle; sırtlarımızda şeleklerimiz, el ele tutarak Şingah mahallesinden yukarıya doğru yola düzüldük. Keçevi’nin düzüne geldiğimizde, yollar mahşer gününe dönmüştü. Mahallenin hayvanlarını gütmeleri için içimizden üç tane çoban ayırdılar. Ama bizim deli tosunun hiç rahat duracağı yoktu. Devamlı kaçıyor ekin tarlalarına giriyor çobanları sürekli bezdiriyordu.

 

Muhacirliğin esintileri, daha yolun başında hissedilmeye başlamıştı. Büyük harp çıktıktan bir sene sonra Ermeniler arasında huzursuzluk çıkmaya başlamış, ağır ağır göç ediyorlardı. Hatta bir keresinde annemle, iki komşu kadın, Bent mahallesinde ki manifatura satan ermeni evlerinden birine gittik. Annemgil elbiselik kumaş alacaklardı. Ermeni kadınlar “ Hatunlar kumaş topları çok ağır içeri gelin de bakın” dediler. Bizlerse evin çevirmesinde oturduk, ev dehliz gibi içerden içeri gidiyordu. Şüphelenip korkmaya başladık. Annemler içeri girmeyeceklerini söylediler. Bu arada ermeni kadınlar kendi aralarına da telaşlı telaşlı konuşmaya başladılar. Kumaşları, tekrar getiremeyeceklerini söylediler. O zaman annemgil eve giremeyeceklerini söyleyerek çevirmeden dışarı çıktılar. Bent yolundan evimize giderken Of tarafından toplu olarak getirilen ermeni kafilesine rastladık. Başlarında askerler vardı. Ermeni kadınlardan biri bize bakıp şöyle dedi. ”KAA DACIKLAR; YAĞMUR YAĞAR ÇİSE ÇİSE, BUGÜN BİZE YARIN SİZE,”BOZ OĞLAN” (RUS) GELİYOR, GELDİ Mİ GÖRÜN NE YAPACAK SİZE, BAKIP TA GÜLMEYİN BİZE.” Dedi.

 

Bundan altı ay sonrada biz muhacir olmuştuk.

Arada bir Kale ardında, Taşın başına çıkar (Kale ardın da yüksekçe bir yerdir) Ordumuzun top ateşlerini seyrederdik. Top seslerini duymazdık ama namluların ağzından çıkan ışıkları görürdük. Işıklar bir açılır bir kapanırlardı.

 

Bayburt’ta genel bir huzursuzluk başlamış, her şeyin pahası düşmüştü. Kimse bir şey almıyordu. Herkes muhacirliğin hesabını yapıyordu. Ve nihayette muhacir olmuştuk.

 

O yıl ekinler öyle bir oldu ki; “yılan yaramazdı”. Öyle bir ekin! Hepsi Rus’a kalmıştı.Bizden sonra Ruslar makineleri getirmiş, buğdayları toplayıp hepsini kendi memleketine götürmüş. Birde Çitenos köyünün Lıklıklar diye bir mevkisi vardı. Oraya yaklaştın mı ortalığı keskin bir kükürt kokusu sarar, sular, yeraltında lık lık sesleri çıkararak yeryüzüne çıkardı. Oranın suyu şifalıydı. Rus buraya öyle bir teneke yığmış ki, bu suyu tenekelere doldurmuş ağzını lehimleyip arabalarla Rusya ya götürmüş. Bayburt’tan gidene kadarda taşımışlar. Rus Bizim Çoruh nehrini gördüğü zaman derin bir ah çekip şöyle demiş. “Aaah Türk! Bu su ortadan akar, Türklerde suyun yüzüne bakar.”


Mustafa Yolcu        Devamı gelecek  1/ 4


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Genç Duyu Medya