Trabzon Trabzon°C
  • 03.08.2018
Mustafa Yolcu

Mustafa Yolcu

YAVUZ ASLAN ARGUN ABİ İLE HATIRALAR

Yavuz abi Mücadele hareketinin pratisyeni idi. Sorunlara çözüm bulan, birleştirendi.

1973 yılı memleketim İskilip’te idim. Akşam vakti evimizin kapısı çalındı. Kapıyı açtığım ’da Ahmet keskin arkadaşımı karşımda buldum. Sevinç içindeydi. Hayırdır diye sorduğumda, gazete kupürünü göstererek- “Yavuz abi hapisten çıkmış.” Dedi. İkimizde çok sevinmiştik.

Aynı yıl üniversiteyi kazanıp, Ankara’ ya geldiğim de Bahçeli evler 1. Durakta OÇOK yurdunda kalıyorduk. Akşam, Yavuz abi yurda gelecek dediler. Bir yere gitmeden, Yavuz abiyi bekledik. Kendisini merak ediyordum. Yurda geldi ve hapishane de yaşadıklarını, ülke gündemini anlattı. Bu arada onunla yurda gelen, rahmetli GÖMÜLÜ ÇOBAN “FAİK ERYILDIZ”, Sorme mene nazlı gardaş, dönirem ağlayı ağlayı! şiirini okudu. Hepimizde çok etkilenmiştik.

 

Yavuz abinin, yavaş ve oturaklı bir ses tonu vardı. İnsana güven veriyordu. Daha sonraki yıllarda, değişik vesilelerle kendisiyle karşılaştım.

Turgut Özal Yavuz abiye haber göndererek, bir yere gideceklerini buluşmalarını bildirmiş. Söylenen saatte, İstanbul’da Turgut beyle buluşmuş. Yavuz abi bundan sonrasını şöyle anlatmıştı. – “Turgut Bey bana boş bir çanta teslim ederek, bu sende dursun dedi. Birlikte arabaya binerek, bir fabrikaya gittik. Fabrikanın sahibi bizi kapıda karşılayıp, idari binanın yukarı katına buyur etti. Kahvemizi içerken, birisi gelip yanımdaki çantayı alıp gitti. Bir süre sonra çantayı tekrar getirip, yanıma koydular.

Sohbetimiz sona erdi, kalkıp giderken çantayı da aldım. Çanta kurşun gibi ağırdı. Merdivenden inerken, Turgut Bey çantayı benim elimden alarak “Yavuz artık ben götürürüm.” dedi. Dolu çantayı, artık kendisi taşıyordu

ANAP iktidarının ilk döneminde, İstanbul’ da bulunan kuzenimi Yavuz abinin yardımı ile Eminönü Belediyesine aldırdım. Teyzem Yavuz abiye çok dua etmişti.

Yavuz abi ceza evinde iken, kendisinin avukatı olan Mehmet Altınsoy’u çok sever, kendisinden Mehmet abim diye bahsederdi. Vefasını her zaman gösterirdi.

Yavuz abi Mehmet Altınsoy’un, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, BELKO işletmesinin başına geçmiş, Ankara’nın kömür ihtiyacını temin ediyordu. BELKO ya   Ziyaretine gittiğim’de sekreteri olan yeğeni, telefonda “UĞUR DÜNDARIN BEKLEDİĞİNİ, GÖRÜŞMEK İSTEDİĞİNİ “bildirdi. Yavuz abi- “Görüşmek istemediğini, yok demesini.” Söyledi. Bu iki sefer tekrarladı. Uğur Dündar ısrarla görüşmek istediğini söylüyordu. Yavuz abi en sonunda yiğenini azarlayarak, telefonu kapattırdı. Ben Yavuz abiye, niçin görüşmek istemediğini sorduğumda- “Ermenilere ait bir şirketin, kömür ithalinde usulsüzlük yaptığını. Bunu da kendilerinin tespit ederek, konunun üzerine gittiklerini. Bu konuyu haber alan Uğur Dündar’ın, konunun üzerine gitmek için değil, konuyu öğrenip daha sonra konuyu kendilerine koz olarak kullanmak istediğini. Bunu bildiği için, Uğur Dündar’la görüşmek istemediğini söylemişti.

1986 Yılı’nda Yavuz abiyle, çalıştığım kurumda karşılaştım. Kurumun başında bulunan kişiyle görüşmek istediğini ama görüşemediğini bildirdi. Bende Yavuz abiyle, karşılaşmak istediği kişiyi karşılaştırdım. Görüşmeleri bitip oradan ayrılan Yavuz abiyi, üzgün ve düşünceli buldum. Niye üzgün olduğunu sorduğumda- “Arkadaşın bu göreve gelmesini, ben sağladım. Şimdi ise bu arkadaş bana yardımcı olmadı.” Dedi.

1 Mart 2003 tarihin de TBBM de Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’a girmesi için oylama yapılacaktı. Kamuoyu ikiye ayrılmıştı. Halkın çoğunluğu buna karşı çıkıyordu. Mecliste ne olacağı belli değildi. 1 Mart günü Yavuz abiyle, bir arkadaşımın işyerinde karşılaştık. Yavuz abi teskereye şiddetle karşı çıkıyor, teskere meclisten geçerse, ilerde Irak halkına bunun cevabının verilemeyeceğini söylüyordu. Tanıdığı bütün milletvekillerini telefonla arayarak, hayır oyu kullanmalarını tavsiye ettiğini bildirmişti. Sonuç Yavuz abinin dediği gibi olmuş, büyük sürpriz yaşanmıştı.

Mücadele hareketi dağılmış, her kez farklı bir kulvara gitmişti. Ben  Yavuz abinin, mücadele hareketinin içinde bulunduğu durum hakkındaki düşünceleri merak ediyordum.

Kendisi ile bir arada olduğumuzda yavuz abi, Aykut beyden “AYKUT BEY KARDEŞİM” diye söz ediyor, kendisi hakkında menfi bir şey söylemiyordu. Bu durumu kendisine- “Sizi bazı konular da mağdur etmiş birisine, Aykut Bey kardeşim diyorsunuz. Bunun nedeni nedir?” diye sorduğumda; kol kırılır, yen içinde kalır. Böyle söylemek zorundayız demişti.

Anlattığı başka bir anekdot da “Aykut Bey kardeşim ve bazı arkadaşlarla birlikte oturuyor, sohbet ediyorduk. Meyve yerken, bir arkadaşımız elmayı soyup, Aykut beyin ağzına uzatmaya kalktı. O arkadaşımızın eline vurdum ve elmayı yere düşürerek, bir daha böyle yapmayın. Soyduğunuz elmayı kendisine ikram edebilirsiniz dedim.” diye anlatmıştı.

Ankara da vefat eden Ayaşlı kardeşimiz, kısa bir süre Muhsin beyin partisinde bulunmuş, Muhsin beyle çalışmıştı.  O arkadaşımız vefat ettiğinde Muhsin Bey, Ayaş ta cenazesine katılmış, evine gitmiş, vefasını fazlası ile göstermişti. Daha uzun süre Aykut beyle çalışmasına rağmen, Aykut Bey bu arkadaşımızın ölümünde taziye bile göndermemişti.

Asıl vefa gösterecek kişi Aykut Edibali, YAVUZ ABİNİN cenazesine bile katılmadı. Aykut Bey, cenazeye katılsaydı kazanırdı. Katılmadı kaybetti. Hiç kimsede bu durumu savunamaz, mazeret gösteremez. Yavuz abiyi sevenler, sayanlar cenazesinde de onun yanın da idi. Yavuz abiye Allahtan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.

 

Mustafa Yolcu

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Genç Duyu Medya